reklam
Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
BIST 109.156
DOLAR 3,8346
EURO 4,5139
ALTIN 153,46

TükoDer’in Şehir Hastaneleri Paneli’nin sonuç bildirisi yayımlandı508 defa okundu

, , kategorisinde, 12 Eki 2017 - 14:04 tarihinde yayınlandı
TükoDer’in Şehir Hastaneleri Paneli’nin sonuç bildirisi yayımlandı
reklam

Genel Başkanlığını Aziz Koçal’ın yaptığı Tüketiciyi Koruma Derneği (TükoDer)’nin   kolaylaştırıcılığında 7 Ekim’de Kadıköy Belediyesi Brifing Salonu’nda  gerçekleştirilen  “Sağlıkta Dönüşümü/Şehir Hastaneleri Gerçeği ve Tüketicilere Yansımaları” konulu panelin sonuç bildirisi yayımlandı. 

7 Ekim Saat 15.00’te başlayan panelin açılış konuşmasını TükoDer  Genel Başkanı Aziz Koçal yaptı. Koçal; özetle; “Son dönemlerde, yap-kirala-devret modeli ile Kamu özel ortaklığı adı ile kurulan şirketler tarafından yapılmakta ve yapılacak olan Şehir hastaneleri gerçeği nedir, halk sağlığı açısından getirdiği olumlu/olumsuz etkilerinin ne olduğu, Kamu bütçesine ve halkımıza yüklediği yük nelerdir, yatak sayısının fazla olması verimlilik getirmekte midir?, getirilen sistemin sağlık çalışanlarına etkilerinin neler olduğu ve biz tüketicilere yansımaları neler olacak, bu günkü panelimizde bunları tartışacağız. Kamu Özel İşbirliği sistemi ile kamunun menfaatine olmayan ulusal ve uluslararası şirketlerin menfaatine olan şehir hastaneleri sistemi sağlığın paralı hale dönüşmesidir. %70 hasta garantili şehir hastanelerinde paran kadar sağlık dönemi hız kazanacaktır. Devletin görevi hasta garantisi vermek olamaz, vatandaşına hasta olmadan yaşayacağı önleyici sağlık hizmeti vermektir.” dedi.

TükoDer Genel Başkanı Aziz Koçal

İstanbul Barosu Sağlık Hukuku Merkezi Başkanı Av. Prof. Dr. Pervin Somer’in moderatörlüğünü yaptığı panelde  TTB Şehir Hastaneleri İzleme Komisyonu Üyesi Dr. Güray Kılıç Şehir hastaneleri   ile ilgili   genel bilgilendirme yaparak, şehir hastanelerinin nasıl işletileceği, bu sürece nasıl gelindiği ve kamu yararına olup olmad;  bu sistemin, halk için mi sağlık, yoksa sermaye için mi sağlık, konuları ile ilgili görüşlerini aktardı.

Dr. Ertuğrul Oruç

Sağlık Emekçileri Sendikası (SES) işyeri  temsilcisi   Dr. Ertuğrul Oruç da konuşmasında   Şehir hastanelerinin sağlık çalışanlarına etkisi konusunda kapsamlı bir sunum yaparak, bu sistemin çalışanlar üzerinde olumsuz etkilerinin olacağı konusunda görüşlerini ifade etti.

Akif Burak Atlar

TMMOB Şehir Plancıları Odası İstanbul Şube Sekreteri Akif Burak Atlar Şehir hastanelerinin; şehir yapılanmasına ve planlamasına etkileri ile ilgili bilgileri dinleyiciler ile paylaştı.

Onur Cingil

TükoDer Genel Sekreteri Av. Onur Cingil’in  Şehir hastanelerinin tüketiciye etkileri üzerinde görüşlerini dile getirmesinin ardından etkinliğin forum bölümüne geçildi.

Forum bölümünde ise;

*Bakırköy Akıl ve Ruh Sağlığı Hastanesi alanında alanın daki imar değişikliği ve getireceği sonuçlar İle ilgili Bakırköy kent savunmasından İlknur Türkoğlu;

*Fatih Sultan Mehmet Hastanesindeki işlevsizleştirmelerin doğuracağı sonuçlar ile ilgili FSM İnisiyatifinden Özden Oktay,

*Kartal Yavuz Sultan Selim Devlet hastanesi taşınmasının arkasındaki gerçekler ile ilgili ise; Kartal Kent Konseyi genel sekreteri Ecem Cansu Bayındır, söz alarak düşüncelerini dile getirdi.

TÜKODER’in düzenlediği panelin ışığında hazırlanan sonuç bildirisi de kamuoyuyla paylaşıldı. Sonuç bildirisinde şöyle denildi:

Sağlıkta Dönüşüm programının bir parçası olarak planlanan Şehir Hastanelerinin ekonomik, sosyal, toplumsal boyutunun ve hasta/hekim haklarına etkilerinin ele alındığı Panelde ortaya çıkan veriler ve değerlendirmeler şu şekilde özetlenebilir:

 

*Şehir Hastanelerinin gerek planlanması gerek yapımı aşamasında önemli bilimsel eleştiriler olmasına karşın bu eleştiriler dikkate alınmamıştır.

 

*Şehir Hastanelerinin özellikle şehir merkezlerinden uzak yapılması hastaların, ambulansın, ziyaretçilerin ulaşımını,  sağlık personelinin çalışma koşullarını olumsuz etkileyecek; özellikle hastalar şehir hastaneleri yerine evlerine yakın özel hastanelerden ücretli sağlık hizmeti almak zorunda kalacaktır.

 

* Kamu Özel Ortaklığı şeklinde planlanan Şehir  Hastanelerinin finansmanını sağlayan şirkete 25-30 yıl süreyle %70 hasta garantisi verilmektedir. Devlet bu garantisiyle tüm planını vatandaşın hastalanması  üzerine yapmaktadır. %70 doluluk oranının tutturulamaması bütçeye, doğal olarak vatandaşlara ek maddi külfetler -vergiler- yükleyecektir. Bugün Avrasya tünelinde, Osman Gazi Köprüsünde, 3. Köprüde görülen tabloya şehir hastaneleri de eklenecektir.

 

*Büyük  kompleksler halinde yapılan bu hastanelerde güvenlik, hijyen, konsültasyon sorunlarının yanında aynı zamanda bir hasta hakkı olan refakatçi bulundurma hakkı, ziyaretçi hakkı da ihlal edilecektir.

 

*Şehir hastaneleri taşeronlaşmayı beraberinde getirecek, çalışanların sosyal güvenlik başta olmak üzere pek çok anayasal hakkı ihlal edilecektir. Yoğun çalışma koşulları tükenmişlik sendromunu arttıracak muhtemelen hekime ve diğer sağlık personeline yönelik şiddetin de artmasına yol açacaktır.

 

*Başta İngiltere olmak üzere gelişmiş ülkeler getireceği yük ve yaratacağı sakıncalar nedeniyle Şehir Hastaneleri projelerinden vazgeçmişken Türkiye’nin bu hastaneleri inşa etmesi bilimsel verilere aykırıdır. Bilimsel veriler 300 yatak altında kapasitedeki hastaneler kadar 800 yatak üstü hastanelerin de verimli olmadığını göstermektedir. Ortalama 1000 (İstanbul gibi büyük şehirlerde 3000 civarında) yatak kapasitesine sahip hastanelerin beklenen sağlık hizmeti açısından verimli olmayacağı ortadadır.

 

*Yap-Kirala-Devret modeliyle çalışacak olan hastanelerin garanti edilen finansmanını sağlayabilmek için gereksiz tetkik, görüntüleme,  laboratuvar hizmetleri hastaya ve genel bütçeye yük getirecektir. Vatandaşların sağlık hakkı ihlal edilecek; hastalar yüksek ücretler ödemek zorunda kalacaktır. Sağlık hizmeti zaman içinde tümüyle  ücretli sunulmaya başlanacaktır.

 

*Şehir Hastaneleriyle yeni bir “Çift başlı” yönetim planı getirilmektedir.  Sağlık Hizmetleri, Sağlık Bakanlığı tarafından verilirken geri kalan hastane donanımından teknik altyapısına, güvenlikten açık alan işletmelerine kadar tüm gelir getiren hizmetler şirkete bırakılmaktadır. Özetle hastanelerde gelir getiren her bölüm şirket tarafından işletilecek 25-30 yıl boyunca şirket tüm gelirleri elde edecektir.

 

*Şehir Hastanelerine garanti edilen ödemelerin küçük bir bölümüyle Sağlık Bakanlığı tarafından ihaleyle yaptırılacak hastanelerin bir kaç tanesini finanse edebilmek mümkündür.

 

Şehir Hastanelerinin hizmete girmesini takiben birçok şehirde  merkezde olup ulaşım kolaylığı bulunan hastaneler kapatılacaktır. Kapatılan hastanelerin çok değerli arazileri ise ranta kurban edilecektir. Şehir hastanelerinin arazileri devlet tarafından alt yapısı hazırlanarak şirketlere verilip yaratılan rant, diğer yandan kapatılan devlet hastanelerinin arazilerinin de başka şirketlere devredilmesiyle sonuçlanacak; böylece elde edilmek istenen rant iki misline katlanacaktır.

*Halihazırda hastanın “tüketici” olarak nitelendirilmesinin yaratacağı sakıncalar ilgili hukuk çevrelerinde eleştirilirken artık hasta tam anlamıyla “tüketirken tüketilecek”; ortaya çıkacak sonuçlardan hem hasta hem hasta yakını hem de sağlık sektörünün tüm paydaşları zarar görecektir.

 

*Sağlık Hakkı çok hayati ve acil bir durum olup, mevcut alanlar taşınılarak sağlık hakkımızın sekteye uğramasına yol açılmasından vazgeçilerek, mevcut alanlar korunmalı, bina stokları ve çevre düzenlemeleri ile imkanları daha da geliştirilmeli, hastaneler şehir merkezlerinden uzaklaştırılmamalı ve de tabi ki bu alanların imara açılması akıllardan bile geçirilmemelidir…

 

*Dünyanın en pahalı benzini, alınan hizmet ve maldan fazla verilen vergiler, en fazla vergi çeşitleri, en fazla vergi zamları, geçmediğimiz köprünün parasını tüketiciye ödetilmesinden sonra şimdi de hastane “hasta garantileri” ile tüketicinin sırtına yeni bir mali kambur yaratılması, ayrıca sağlık hakkının ihlali ile halkın hastanelere ulaşım hakkının gasp edilmesi söz konusudur.

*Kent merkezinde yer alan hastane yerleşkelerinin şehir hastanelerine taşınması, boşaltılan kamu arazilerinin AVM, lüks konut veya özel hastane gibi projelerle dönüşerek özelleştirmeye konu olacak işlevlerin getirilmesi ve kamu mülkiyetinden çıkarılması tehdidini de beraberinde getirecektir. Bu gün Ataşehir FSM hastanesi gibi, Şişli Etfal, Taksim İlk Yardım, Numune, Samatya, Çapa, Cerrahpaşa hastanesi gibi kamu hastaneleri bu dönüşüm sürecinin baskısı altında bulunmaktadır.

*Özellikle İstanbul gibi milyonlarca dar gelirli ve yoksul yurttaşın yaşadığı bir kentte; kısa sürede ulaşılması insan hayatı açısından son derece önemi olan ve kent olmanın olmazsa olmaz koşulu olan kamu hastanelerine en kısa aşurede ve kolaylıkla ulaşabilme hakkı şehir hastanelerinin yer seçim politikalarıyla birlikte göz ardı edilmesi, kamu yararı perspektifinden bakıldığında kabul edilemez.

reklam
YORUM YAZ